Çocukken insanın hayvanlarla ilişkisi ne kadar başka oluyor. Henüz bugünkü korkularımız, önyargılarımız, bildiklerimiz ve yaşanmışlıklarımız yokken, belki de kendimizi doğanın biraz daha doğal bir parçası gibi hissediyoruz.
Benim hayvanlarla ilişkim de sanırım böyle başladı. Safça sevmek ve istemekle.
Kendi adıma söyleyebilirim ki bu istek ve bağ hiç bitmedi. Bir tane oldu, ikinci olsun; balık oldu, kuş olsun; kuş oldu, köpek de olsun… Hayvanların hayatımda hep bambaşka bir yeri oldu.
Ama çocukken bir hayvanı istemekle, büyüyüp kendi hayatını kurduğunda bir hayvanla yaşamaya karar vermek arasında önemli bir fark var.
Çünkü bir noktada çok basit görünen ama aslında pek de basit olmayan bir soru bütün diğerlerinin önüne geçiyor:
Ben nasıl bir hayvan sahibi olurum?
Nedense düşünmeye genellikle buradan başlamıyoruz. Hangi hayvanı istediğimizi, evimizin uygun olup olmadığını, bakımını, zamanımızı, koşullarımızı düşünüyoruz. Bunların hepsi elbette önemli. Ama kendimize dönüp bu soruyu sormayı bazen atlıyoruz.
Peki gerçekten sorduğumuzda ne oluyor?
Ben ilk düşündüğümde aklıma tabii ki sevecen, sıcak, “tatlış” şeyler geliyor. 🙂 Sonra fark ediyorum ki aslında cevap vermeye çalışırken bir anda kendi değerlerimi düşünmeye başlamışım.
- Sorumluluk sahibi olan,
- Değer veren,
- Saygı gösteren,
- Zaman ayıran,
- Seven..
İlk bakışta kulağa güzel gelen kelimeler bunlar. Ama biraz üzerinde durduğumda fark ediyorum ki her biri aslında bir davranış biçimini de beraberinde getiriyor.
Çünkü “değer veriyorum” demek başka, bu değeri birlikte yaşadığım hayvanın hayatında görünür kılmak başka.
Örneğin benim için saygı önemliyse, onun sınırlarına da saygı gösterebiliyor muyum? Sevgi gösterme biçimim yalnızca benim hoşuma giden bir şey mi, yoksa onun da iyi hissettiği bir ilişki kurabiliyor muyum?
Sorumluluk sahibi olduğumu düşünüyorsam, bu sorumluluk yalnızca mama, sağlık kontrolleri ve günlük ihtiyaçlarla mı sınırlı? Yoksa zamanımı, planlarımı ve bazen konforumu onun ihtiyaçlarına göre yeniden düzenleyebilmek de bunun bir parçası mı?
“Hayatımın bir parçası” dediğimde ise gerçekten neyi kastediyorum? Onu kendi hayatımın içine ne kadar ve nasıl dahil ediyorum? Onun ihtiyaçlarına hayatımda gerçekten alan açabiliyor muyum?
Ve belki de en önemlisi:
Bütün bunlar benim için sürdürülebilir mi?
Çünkü bir hayvanla kuracağımız ilişki yalnızca bugün ne kadar çok istediğimizle ilgili değil. Yıllar boyunca devam edecek ortak bir yaşamdan söz ediyoruz.
Bugün dönüp kendi hayatıma baktığımda, birlikte yaşadığım hayvanlarla ilişkimde bu değerlerimi yaşatmaya gerçekten önem verdiğimi düşünüyorum.
Ama sonra başka bir soru geliyor:
Peki ben bu değerleri yaşayabileceğim doğru hayvanla mı birlikteyim?
Bu soru bana önemli geliyor. Çünkü bazen “iyi bir hayvan sahibi olmak”tan söz ederken sanki bunun herkese ve her hayvana uyan tek bir tarifi varmış gibi düşünüyoruz.
Oysa belki mesele yalnızca iyi niyetli, sevgi dolu ya da sorumluluk sahibi olmak değil.
Belki mesele, benim kim olduğumla onun kim olduğu arasında ikimiz için de iyi bir hayat kurabilmek.
Ve sanırım tam burada “Hangi hayvan benim için doğru?” sorusu da biraz değişiyor.
Belki önce kendimizi tanımamız gerekiyor.
Nasıl bir hayat yaşıyorum? Nelerden vazgeçmekte zorlanırım? Neye sabrım var, neye yok? Bir başka canlının ihtiyaçları benim planlarımla çatıştığında ne yaparım? Ben sevgiyi nasıl gösteriyorum? Sınırlar konusunda nasılım? Sorumluluk benim için ne demek?
Bunların hiçbirinin tek bir doğru cevabı olduğunu düşünmüyorum.
Ama belki de amaç zaten “doğru cevapları” bulmak değil.
Bir hayvanla yaşamaya karar verirken yalnızca ona bakmak yerine biraz da kendimize bakabilmek.
Pati’ka’da daha konuşacağımız çok soru var. Bazılarının cevabını kolayca bulacağız, bazılarının üzerinde biraz daha duracağız; bazılarıysa belki bizi hiç beklemediğimiz başka sorulara götürecek.
Çünkü bir hayvanla yaşamayı düşünürken çıktığımız yol, bazen fark etmeden kendimizi daha yakından tanıdığımız bir yolculuğa da dönüşebiliyor.
O yüzden bu ilk yazıyı bir cevapla değil, bir soruyla bırakmak istiyorum:
Birlikte yaşadığınız — ya da bir gün yaşamayı düşündüğünüz — hayvanın gözünden kendinize baktığınızda, siz nasıl bir hayvan sahibi olurdunuz?
